9- Ameliyat Günü : Yeni Hayata Başlangıç
Özlediklerim
Geçenlerde arkadaşlarımıza gittik yemeğe. Evleri de bana yani tekerlekli sandalyeye çok uygun. O nedenle hiç zorluk çekmiyorum zaten çok yakın dostlarımız ve bizim rahatımız için de herşeyi yapıyorlar sağolsunlar ❤️. Şimdi bu yazdığımı okuyunca hüzünlenecek ama paylaşmak istedim. Canım dostum o kadar özene bezene bir sofra hazırlamıştı, öyle güzel yemekler yapmıştı ki elleri dert görmesin; bir ara o mutfakta yemeklerin son hazırlıklarını yaparken ben de malesef oturarak ona eşlik ettim, hem de sohbet ettik (mutfak sohbetleri kadınların meşhurdur🤭). Benim bir yandan içim o kadar acıdı ki, kalbime öyle bir ağrı saplandı ki anlatamam. Neden mi?
Arkadaşım mutfağında pıtır pıtır yemekler hazırlıyor, oradan oraya koşturuyordu. O an mutfağımda arkadaşlarıma hazırlıklar yapmayı o kadar özlediğimi farkettim ki , yemekler pişirmeyi, oradan oraya koşturmayı...Çok aciz çok çaresizdim. Ne gittiğim yerde bir işe yarıyordum, ne de kendi evimde istediğim gibi birilerini ağırlayabiliyordum. Ne zaman yapacaktım Allahım, bu kadar keyif aldığım bir şeyden neden mahkum olmuştum? İçimde isyan fırtınaları kopuyordu. Ama gecemiz öyle güzel geçti ki acımı bir süre sonra unuttum ama ağlaya ağlaya da eve döndüm. Zaten çok fazla oturmuştum, orada sohbet muhabbetten anlamamıştım ama evde çok ağrılı,sancılı ve uykusuz bir gece geçirdim. Ertesi gün de aynı şekilde.
Neden ben her keyif aldığım zaman sonrası bu kadar acı çekmek zorundayım? Zaten ne kadar dışarı çıkabiliyorum ya da ne kadar birbirimizi görüyoruz şu İstanbul şartlarında, neden sonu da güzel bitmiyor bu görüşmelerin, buluşmaların ya hiç mi hakkım yok? Gerçekten delirmemek isyan etmemek içten değil. Yapacak hiçbir şey yok. Benim bu ağrı ve acıları çekmek kaderimde varmış deyip devam ediyorum ve ağrımı unutturacak birşeyler izleyip ya da işte böyle sizlere içimi döküp kafamı dağıtmaya çalışıyorum.
Aynı arkadaşlarımızla her sömestr tatilinde küçük bir tatil ayarlıyorduk yeni yerler görmek için, ben hasta olmadan önce. Çocuklarımızın yaşları da yakın, kafalar denk çok eğleniyorduk. 2 sene yapabildik, birinde Eskişehir birinde Gaziantep, Şanlıurfa. Yeni yerler gezmek görmek büyük keyif , hele ki dostlarla. Bir sonraki planda Karadeniz turu vardı ama kısmet olmadı işte. Kimbilir bir daha yapabilecek miydik ya da ne zaman yapabilecektik? En kötü yine bir Sapanca yaparız dedik artık , ne yapalım menzilim kısa çünkü uzun yol oturarak gitmek çok yoruyo ağrılarım açısından. Ama uzak yerlere yolculuklar yapmayı da ne kadar özlediğimi bilemezsiniz. Yeni yerler keşfetmek, başka kültürleri tanımak. Arabamızda o uzun yolda ailecek vakit geçirmek, sohbet etmek, müzik dinlemek, şarkı söylemek ne biliyim belki bir mola yerinde kahve içmek, birşeyler atıştırmak. Oğlumuz ile yurtdışı planımız vardı mesela, hala götüremedik onu yurtdışına. O da o kadar üzülüyor ki buna o kadar hevesle bekliyor ki biran önce iyileşmemi ve beraber bir yerlere gitmeyi...
Sihirli bir değnek olsa, bir mucize ve ben birdenbire ayaklansam hiç zorlanmadan,acı çekmeden...Acaba omurilik pili bunu yapacak mıydı?
Ameliyat
Ameliyat gününden bir gün önce gerekli tetkikler için hastaneye yatışımı yaptık eşimle. Yanımda o kalacaktı ameliyat öncesi ve sonrasında. Önceki kaldığım hastaneden çok daha butik küçük bir hastaneydi doktorumun Anadolu yakasındaki anlaşmalı olduğu hastane ve odam çok küçük olmasına ve gerçekten afakanlar bastırmasına rağmen penceresinden boğazı ve boğaz köprüsünü görüyordu ❤️. Nasıl olsa 2 gece kalacağız canım ne olacak diye düşündüğümüzden odanın küçüklüğünü dert etmedik. Dert ettiğim şey gece heyecandan ve kattaki gürültüden uykumun kaçmasıydı nerdeyse sıfır uyku ile sabahı ettim. Bu arada sabahki ağrı ilaçlarımı da içmemem söylenmişti anestezi alacağım için. O nedenle aşırı ağrı çekiyordum. Annem, babam ve ablam da geldiler hastaneye. Heyecan, stres ve ağrıdan sürekli ağlıyordum.
(Fotoda gülmeye çalıştığım doğrudur yoksa ağlamaktan burun kıpkırmızı)
Doktorum ameliyat öncesi muayeneye geldi. Hala ağlıyordum. Dediklerinin çoğunu hatırlamıyorum bile. Sadece şu aklımda kaldı; "ağrılarınız pilden sonra da hemen kesilmeyecek, çünkü bizim ilk önceliğimiz motor fonksiyonlarınızı geri getirmek. Bu nedenle başta ağrılarınız artacak bile". Neyse daha sonra beni ağlaya ağlaya ameliyata aldılar.
(Doktorumun paylaşımından; ameliyatım sırasında çekilen bir foto)
Ameliyat sonrası uyanıp kendime gelmeye başladığımda yine ağlıyordum. Ağlayarak uyanıyordum ve benim hatırladığım sağa sola yalvarıyordum "kurtarın beni" diye. Çünkü ağrı, baş dönmesi ve mide bulantısı hissediyordum, kabus olmalıydı bu yaşadıklarım. Öyle kötü uyanmıştım. Benim biraz daha ayılıp kendime gelmemi bekliyorlardı odama çıkarabilmek için. Mide bulantım yapılan ilaçlarla biraz daha düzeldi ve yukarı çıkmaya başladım yine gözyaşlarım eşliğinde. Kata geldiğimde beni ilk doktorum ve ekibi karşıladı, başım döndükçe onlar da dönüyordu ama doktorumu seçebilmişti gözlerim. Ağlayarak ona yalvardım bu sefer "ben çok kötüyüüüm" diye (anestezi çok kötü birşey gerçekten). Doktorum gülerek "ağlamayın aksine sevinme zamanı ayaklarınıza kadar akım gördük o kadar mutluyuz ki" dedi ve ben o an bir durup ağlamayı bıraktım. Kendime gelmeye çalışıyordum odama hep beraber girerlerken. Bir yandan başım dönüyor bir yandan etrafımda olanları anlamaya çalışıyordum. Pil şirketinden olduğunu sonradan anladığım biri eşime pilin şarj edilmesi, kabloları ve yan ekipmanları ile ilgili bilgi veriyordu. Bir yandan da doktorum ve fizyoterapisti pili açtılar kumandadan ilk kez , atımları bana göstermek ve pili kullanmayı öğretmek için. Pilin kumandasından ayarladıkları bir sürü program vardı ve ilk "Atım" programını seçip açtıklarında bacaklarım parmaklarımın ucuna kadar hareket etmeye, kasılıp gevşemeye başladı. Mesane programını açtıklarında mesanemin kasıldığını hissettim. Yani bunların bir mucize olduğunu o an anlamayacak kadar şaşkındım. Bunun üzerine bana dedikleri "biz bu kadarını bu hastalıkta asla beklemiyorduk. Bu hastalıkta atım almadığımız hastalarımız oldu o yüzden çok mutluyuz" sözü üzerine sevinmeye başladım ve kendime geldim. Düşünsenize hiç kıpırdamayan bacak hareket etmeye hiç kitlenmeyen diz kapakları kasılmanın kuvvetiyle nerdeyse kitlenmeye başlamıştı. Evet pil yapıyordu bunları ama zamanla pil kaslarımı kuvvetlendirecekti ve artık benim kendim yapmama olanak sağlayacaktı.
Yavaş yavaş mide bulantım geçmeye, ağrım dinmeye başlamış ve baş dönmem de geçmişti. Karnımı da doyurunca iyice kendime geldim ve ailecek baya güle oynaya sohbet etmeye başladık. Artık pilliydim bir kumandam vardı 😊.
(Ameliyat sonrası bu kadar gülebileceğimi ben de düşünmemiştim☺️)
Ameliyat yerlerim de acımıyordu. Dedikleri gibi iki kesik vardı biri sırtımda omurilik bölgemde elektrotlar için biri de belde epidural boşlukta pilin yerleşimi için.
Şunu sizlere önceki yazımda belirtmeyi unuttum o nedenle bu yazımda söylemek isterim. Omurilik pili ameliyatı sırasında bana kendi göbek yağlarımdan alınıp dönüştürülerek elde edilen "Kök Hücre Tedavisi" de uygulandı. Üretilen kök hücre omuriliğime enjekte edildi. Açıkçası bu da kanıtlanmış bir tedavi değildi ama bütün tuşlara basmak istemiştik ve zaten doktorum omurilik pili ameliyatı sırasında bu tedaviyi de uyguluyordu. Sizlerin de bilgisi olsun. Tabiki hangi tedavinin hangi hastaya yada hastalığa iyi geleceği belli olmaz. Ama elimizde tedavi olarak uygulanabilecek herşeyi uygulamak istedik. Şu ana kadar bir yan etkisini de kimsede görmemişler.
Neyse sonra can dostlarım geldi hastaneye ziyarete fakat akşama doğru artık yavaş yavaş ağrım artmaya başlamıştı. Serum istedim ve iyi ki o akşam milli maç vardı da dikkatimi ve kafamı maç izleyerek dağıtarak ağrımı hiç hissetmedim nerdeyse. Normalde futbol hiç takip etmem, Beşiktaş'lıyımdır ama hiç bilmem ne takımı ne maçlarını, ama milli maçları izlemeyi ve milli takımın heyecanını çok seviyorum. İlk başta ameliyat günüme denk geldi diye üzülmüştüm ama sonra baktım ki çok iyi olmuş. ☺️
Sonrasında çok da güzel uyku çekmişiz eşimle sabaha kadar. Ertesi günü de gayet iyi hissediyordum ve dolayısıyla hastaneden taburcu edildim ve evime kavuştum. Buraya kadar herşey hiç ummadığım kadar mükemmel geçmişti. Omuriliğimden açık biyopsi olduğum zamanlardaki gibi bir acı yoktu sırtımda da o nedenle mutluydum ve rahat hareket ediyordum aynı zamanda.
Sanırım bundan sonra Allah yüzüme gülecekti....Gülecek miydi? Yoksa şansım dönüyor muydu artık? Allahım ameliyat öncesi nasıl da ne olacağından habersizdik. Şimdi ise çoktan pil takılmış ve hatta ilk tepkilerini almaya başlamıştık bile. Birkaç gün dinlenip ameliyat kesilerim de toparladıktan sonra büyük bir hevesle fizik tedaviye başladık. Aman Allahım ! Fizyoterapistim pilin tepkilerine bayılmıştı. Bacaklarımı öyle bir kasıyor, hareketlerime öyle bir katkı sağlıyordu ki. Açıkçası o da bu kadarını beklemiyordu ve çok mutlu olmuştu. Pilin etkisiyle fişek gibi mum gibi ayağa kalkıyordum ama henüz dizim kitlenmiyordu. Çalışa çalışa ya da doktordaki bir sonraki pil programa randevusunda bir ayar çekilir diyorduk. Biraz deneme yanılma yapıyorduk hep tabi işin acemisiyiz.
Ameliyattan tam 1 hafta sonra, bir fizik tedavi seansımın arkasından akşam sırtımda bir ıslaklık hissettim. Ama öyle böyle değil, bir baktım ki t-shirtüm, arkama koyduğum yastık hepsi ıslak. Yaraya bir baktık ; ne olduğunu anlamadığımız sarımsı bir sıvı geliyordu bir yerinden. Takip ettik , tam 4 gün bitmedi ve o 4 günün sonunda ben bir ateşlendim ki sormayın. Hayatımda, hatta covid geçirdiğimde bile ben böyle titrediğimi hatırlamıyorum, zangır zangır. Sonra halsizlik başladı ve doktorum sırtımdan gelen sıvının BOS (Beyin Omurilik Sıvısı) olabileceğini, çok düşük bir ihtimal olsa da kök hücre yapılan delikten bu sıvının sızıp yara yerinden çıkabileceğini (ki benim BOS sıvım ameliyatta da farkettikleri üzere aşırı basınçlıymış), bu yüzden de yaranın kurumasına fırsat vermeyip enfeksiyona sebep olduğunu söyledi ve muayeneye çağırdı. Ben o yolu yarı baygın şekilde gittim ateşten dolayı. Ve artık bu çok küçük ihtimallerin başıma gelmesinden çok sıkılmıştım. Yetmemiş miydi çektiklerim? Yahu iyileşiyordum , fizik tedavilere başlamıştım, kendimi bu kadar iyi hissederken neydi şimdi bu başıma gelen?
Doktorum tahminlerinin doğru olduğunu söyledi muayenesinde, antibiyotik yazdı. Yara yerime BOS sıvısının gelmemesi için tekrar dikiş attı. Evde takip etmemizi söylerek gönderdi. Antibiyotiklere hemen başlamama rağmen ne ateşim düşüyordu ne titremem geçiyordu ne de yeni atılan dikiş bir işe yaramıştı. BOS sıvısı inatçı çıkmıştı. En ufak delik bulup sızıyordu. Yine mi hastanelik olacaktım? Haklı değil miyim isyan etmekte? Benim mutlu olmaya hakkım yok muydu? 😔😢
Devamı bir sonraki yazımda....🤒
Yorumlar
Yorum Gönder